11 Aralık 2014 Perşembe

Spotify severler bir dakikanızı alabilir miyim?




Herkese yeniden merhabalar. Havalar İzmir'de yeni yeni soğudu ve birkaç gündür yağmur feci yağıyor. Durum böyle olunca da evden çıkmamaya yeminli gibi bütün günümü kitap, film, dizi, müzik dörtlüsü içinde geçiriyorum. Bu blogta bu zamana kadar hep kitap incelemeleri, dizi veya film yorumları gördünüz. Bu sefer diyorum ki bu yazı başka olsun, biraz da müzikten bahsedelim. Ne dersiniz?

Mesela ben yazılarını takip ettiğim kişilerin müzik zevklerini de merak edenlerdenim. Sesim kargalarla yarışacak düzeyde olsa da müzik kültürüm geniştir. Kulağıma gelen her şeyi dinlerim diyenlerdenim bende evet. Ama ne yalan söyleyeyim özellikle Trip Hop tarzı müzikler benim için daha bir özeldir. Bıkmadan saatlerce dinleyebilirim. Portishead, Massive Attack, Radiohead, Björk gibi sanatçılara bayılırım..... 

Dünyanın en güzel uygulaması olabilecekler listesinde sayabileceğim Spotify ise benim en değerli dostum. Hem telefondan hem tabletten hem de bilgisayardan dilediğim gibi müzik dinleyebiliyorum. Premium üyelik ise gerçekten harikalar yaratabilecek düzeyde. Yolda, otobüste, okulda her yerde çevrimdışı Spotify müziklerini dinleyebiliyorsun. Şimdi ben diyorum ki gelin arkidaş olalım :) Eminim benim gibi müziksever bir sürü blogger vardır aramızda. 

Resimde gördüğünüz benim bilgisayarda kullandığım Spotify programım ve şahsi profilim. 
Ecem Guler yazarak beni aratabilirsiniz.



Sizde kendi kullanıcı isimlerinizi ve 
Müzikle ilgili daha fazla paylaşım isterseniz de fikirlerinizi yorum olarak bırakmayı unutmayın!
Hepinizi seviyorum
 İyi dinlemeler :)



Devamını oku »

9 Aralık 2014 Salı

İkisi bir arada mim!

"Rüya Kapanım" blogunun sahibi "Bir Ankaralı" beni güzel, eğlenceli iki tane mime davet etmiş. Eh böyle tatlı bir kızı kırmak ne haddime hemen yapacağım tabi. Bu arada "Rüya Kapanım" blogunuda takibe almayı unutmayın, çok seveceksiniz kendisini :)


İlk mim biraz daha kişisel soruları içeriyor. Haydi başlayalım:



1. Türkiye içinde bir yarışmaya katılma zorunluluğun olsa hangi yarışmaya katılırdın?
-Survivor'a katılırdım. Hırs görsün biraz insanlar.

2. Dünya kütüphanesindesin ve sadece bir tane okuma şansın var. Sonra tüm kütüphane yanacak ve başka kitaplara ulaşman 5 yılını bulacak. Hangi kitabı kurtarırsın? 
-Sanırım oradaki en kalın kitap hangisi ise onu kurtarırdım. :)

3. Büyük ikramiye sana çıktı. Ne yaptın seeen!?
-Dünyayı gezerim. Sonrada Roma'ya yerleşip kendi işimi kurarım. 

4. Sevgiline yaptığın en büyük jest nedir peki ya annene olan en büyük jest?
- :) Bu konulara çok duygusal cevaplar vereceğim için pasaparola demek istiyorum :)

5. Var say ki cennettesin. Cennetinde ne var? 3 şey söyle olduğu kesin olan.
-En sevdiklerim, iphone, kitap. Bir de şişmanlatmayan çikolatalar olursa hiç fena olmaz :)

6. Sence en kötü hastalık ne? Ne olmaktan korkarsın?
-Bütün hepsi kötü. Sağlığımı ne olursa olsun kaybetmekten korkarım.

7. Aşkın en temel hissettirdiği ne?
Tam uykuya daldığın sırada düştüğünü hissedip sıçrayarak uyanırsın ya işte aşk tam olarak bunu hissettiriyor bana :)

Şimdi ikinci mime başlıyorum. Bu gerçekten çok eğlenceli, bol gülmeli olacak :)
Yapacağımız şey ise seçtiğimiz bir şeyin (meyve, sebze, hayvan, kahraman vs.) adını soruya göre uyarlamak.

Ben KEÇİ diyorum. Neden bunu seçtim gerçekten bilmiyorum ama ilk aklıma gelen şey keçi oldu :)))


1. Sevdiğiniz beş filmi seçtiğiniz şeyle değiştiriniz.
- Keçi Marka Giyer (Şeytan Marka Giyer)
- Keçi'nin Yaşamı (Pi'nin Yaşamı)
- Keçi Oyunları (Akıl Oyunları)
- Keçi Uykusu (Kış Uykusu)
- 28 Keçi Sonra (28 Hafta Sonra)

2. Sevdiğiniz dört diziyi seçtiğiniz şeyle değiştiriniz.
- Keçiler (Friends)
- American Keçi Story (American Horror Story)
- The Walking Keçi (The Walking Dead)
- How I Met Your Keçi ( How I Met Your Mother)


3. Sevdiğiniz bir şarkıyı ve sözünü ( şiir de olabilir ), seçtiğiniz şeyle değiştiriniz.
Yasemin Mori-Mutsuz Funk

kırmızı bir keçi çizerdim, 
kırmızı bir keçi, 
bak buda kafası. 

'nereden geldim nereye giderdim?bu da düşünen keçinin bana sorusu. 
'sür beni sarp kayalıklara oradan aşağısı başka keçinin konusu'ah' dedi, 'senin durumun fena!'ah ' dedi, ' kalbinde bu neyin acısı? 
dayanamaz keçinin içinden çıkardım 
utanmadan dünyaya tepeden bakardım! 
kimse keçiyi bilmez, 
bilmez keçiyi bilmez, 
bilmez keçiyi kimse, ben hep saklandım

4. Sevdiğiniz dört kitap ismini seçtiğiniz şeyle değiştiriniz.
- Bütün Keçilerin Kafası Karışıktır (Bütün Kadınların Kafası Karışıktır)
- Keçi Ailesi (Fang Ailesi)
- Son Keçi (Son Oyun)
- Tekinsiz Keçi (Tekinsiz Kitap)


Bende sizleri mimliyorum:


KOLAY GELSİN CANLAR :)



Devamını oku »

Dizi Molası / Forever



İzleyecek artık doğru düzgün bir dizi bulamıyorum, nerede o eski diziler, ah bizim zamanımızda böyle miydi seslerini duyar gibi oluyorum. Çünkü ben de tam olarak böyle hissediyor-dum. Sonunda buldum ve benim gibi acı çekenleriniz varsa hemen sevindirmek istedim. Şu sıralar izlediğim American Horror Story'e rakip "Forever" dizisini buldum. İzleyenleriniz varsa ne demek istediğimi anlayacaktır, dizi bir bakıma çok saçma ama bir bakıma da son zamanların en iyi yapılmış dizilerinden biri :) Daha da meraklandırmadan şöyle kısaca konusundan bahsedeyim:



Dr. Henry Morgan, New York'un en iyi medikal müfettişidir ve bir sırrı vardır. Ölümsüzdür! 200 yaşındaki Dr. Morgan, sırrını sadece bir kişinin bildiğini düşünürken garip telefonlar ve hediyeler almaya başlamıştır. Bu sırada beraber çalıştıkları Dedektif Jo Martinez, Morgan'daki garipliği farkedecek ve onu çözmeye çalışacaktır.

Dizinin müzikleri bence harika. New York'u da çok güzel gösteriyorlar. Aynı zamanda oyuncular çok iyi, özellikle baş roldeki Ioan Gruffudd'un yakışıklılığı hakkında söylenecek pek bir şey yok :) Sadece en saçma bulduğum olay Morgan'ın öldükten sonra denizden çıplak bir şekilde yeniden çıkması... Adam birden kayboluyor yani böyle bir saçmalık olabilir mi :) Bunun dışındaki polisiye durumlar da dizinin akıcı olmasını sağlıyor. İzleyicilerinde olayları merak edip çözmeye çalışmaları amaçlanmış gibi. Bu nedenle beni kendine bağladı ve uzun bir süre de kopabileceğimi sanmıyorum. Bu tarz dizilerden hoşlanıyorsanız kesinlikle tavsiye ederim. En azından bir şans verin, hemen ön yargılı yaklaşmayın. 





Umarım seversiniz. Yorumlarınızı benimle paylaşmayı unutmayın!
İyi seyirler :)


Devamını oku »

8 Aralık 2014 Pazartesi

Farklı Bir Kitap İncelemesi / Bütün Kadınların Kafası Karışıktır - Ece Temelkuran

-Bugünlerde anneniz aklınıza daha sık gelmeye başladıysa, 
önemli suçlar işliyorsunuz demektir.-


Bu kitap öyle bir kitap ki okudukça okuyasın ve kitap bitmesin diye dua edesin gelir. Kitap bittiğinde koca bir boşluğa düşmüşüm gibi hissettim. Oysa ne güzel anlatıyordu içimdekileri. Tadı damağımda kaldı. Diğer bitirdiğim kitaplar gibi rafa koymaya elim gitmedi, hep benimle olsun istedim. Biz bu kitapla dost olduk. Kopamayız artık kolay kolay. Daha kaç defa okuyacağım kim bilir. Ama bildiğim bir şey var ki her seferinde başka şeyler hissedeceğim. Yazarının bile "Bugün yazsam o şekilde yazmazdım" dediği kitabı ben nasıl anlatabilirim ki. O nedenle bu yazım daha önce yaptığım kitap incelemelerinden farklı olacak. Kitabın anlattıklarından çok bana ne hissettirdiğinden bahsedeceğim. Çünkü konu biziz, kadınlar... Zaman zaman kendini bile tanıyamayan, devamlı kafasının içinde fillerin dolaştığı, farklı duyguları aynı anda yaşayan, gülerken aslında ağlayan kadınlar... Biraz dengesiz, biraz karışık kadınlar... 

Aslında her kadın içinde bir çocuk büyütür, eteğini tutup sağa sola sallanan ufak bir kız çocuğu...
Ece Temelkuran bize kendi açısından bizi anlatıyor aslında bir bakıma. Ona seçme şansı verilmemiş bir kızın çocukluğunu, ergenliğini, genç kız olma çabasını, olgunlaşmasını ve bir kadın olmaya çalışmasını anlatıyor. Her seferinde bu sefer farklı olur belki umuduyla sonuna kadar sevip, acı çekmiş bir kadın. Öbür yanda ise her şeyi boşvermiş kadınlar. 

Yorgundur ruhu, kimseye cevap veremeyecek kadar bıkkındır. Anlatsa da anlayamayacaklarını bilir ve susar. Sustuklarını içine atar ve hep parantezler açar. Kadının en yakın dostu kadındır ama en yakın düşmanı yine bir kadındır. Bunu bilir ve onları anlatır bize. Hayatının bütün noktalarında canını bir şekilde yaralamış kadınlar, sinsi düşmanlar.. Noktadan sonra büyük harfle başlamıyor cümlelerine, boşvermiş kuralları, boşvermiş doğruyu... 

Oku bunları ve bir sigara yak, bir de tek şekerli demli bir çay koy masaya denize karşı diyor. Çok neşeli bir müzik çalsın, kapat gözlerini ve gülümse diyor. Çünkü...

BÜTÜN KADINLARIN KAFASI KARIŞIKTIR.

Ben çizemedim sevdiğim cümleleri, öyle kirletilmiş öyle acıtılmış ki canı, bir çizgi de ben çekmek istemedim. 
Zaten bütün kitabı çizmem gerekirdi. Her cümle de durup düşünmek gerek. Yaşamadıysan bilemezsin, düşmediysen yeniden ayağa kalkmayı anlayamazsın, susarak bağırmak ne demek dersin. 

O yüzden yaşadıysan oku, oku ki tek olmadığını anla ve ağlama daha fazla. 
Devamını oku »

UKitap ile kitaplara daha çok yaşanmışlıklar katalım.


Kitapların ruhları olduğunu düşünen tek insan ben değilimdir herhalde. Bizim acılarımıza, mutluluklarımıza, yaşadıklarımıza en yakından onlar şahit olur. Sessiz yoldaşlarımız, sığındığımız sıcak kucaklardır onlar. İşte elimizdeki kitapları başkalarıyla paylaşıp kitaplara daha fazla anlamlar doldurmamız için 
bugün sizlerle farklı bir şey paylaşıp bir site tanıtımı yapacağım canlar. 

Bu site de tabi ki bir kitap sitesi ama diğerlerinden farklı. Bu sitede ister takas yapabilirsiniz, ister ücretsiz kitap verebilirsiniz, isterseniz de elinizde olan kitapları uygun fiyatlarla satabilirsiniz. Harika değil mi!! :) Ne zamandır böyle bir site arıyordum ve bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine keşfettim. Güvenilir ve bir o kadar samimi bir site gerçekten. Forumlarda yorumlar yazabilir, fikir alışverişi de yapabilirsiniz diğer üyelerle. Sadece üyelik kısmı öyle çok kolay değil. Ya bir arkadaşınızın size davet yollaması gerekiyor, ya da site sahiplerine kendinizi tanıtan ve onların size güvenmesini sağlayan bir mail atıp cevap vermelerini beklemeniz gerekiyor. Bu arada üye olduktan sonra da öyle hemen davet yollamak kolay değil, önce sitede güvenilir bir üye olmanız gerekiyor. Ben ikinci yolu deneyip site yöneticilerine mail attım ve sağ olsunlar beni kırmayıp kısa bir süre içinde mail adresime davetiyemi yolladılar. Şimdi bu siteye üyeyim ve neredeyse her gün girip yeni eklenen kitaplara, kendi almak istediğim kitaplara vs vs mutlaka bakıyorum. 

Eğer siz de bu tarz bir site arayışındaysanız ve gerçekten güvenilir olmasını istiyorsanız, kesinlikle tavsiye ediyorum. 

Hem ne kadar fazla olursak o kadar çok kitap olur değil mi :)   



Devamını oku »

4 Aralık 2014 Perşembe

Kitap İncelemesi / Endgame: Çağrı - James Frey



Merhabalar dostlar... Siz bu yazıyı okurken muhtemelen ben kazandığım parayı kutlamak için Las Vegas'ın en ünlü kumarhanelerinden birinde bir yandan içkimi yudumlarken bir yandan da paralarla dans ediyor olacağım. Hala Endgame'i kazanmak gibi bir hayaliniz falan varsa ne yazık ki üzgünüm para bende, boşuna okuyup kendinizi yormayın. ahsghagha! Tabi ki şaka yapıyorum :) Nerede bende o şans :) Üstelik bunun için gerçekten deli gibi kafa yormak gerekiyor bence çünkü öyle bariz ipuçları falan yok kitapta. Yapacak başka hiçbir işin gücün yoksa otur günlerce uğraş didin belki o zaman bir şeyler çıkar karşına :) Ama benim bunları yapmam ne yazık ki imkansızdı, o kadar yoğunum ki... Kitabı bile okuyacak zamanım yoktu ama sonunda bitirdim ve bu kitap ile ilgili bir daha yazı falan yazmamaya karar verdim :) Malum beni takip eden sevdiceklerim bilir ki içim dışım Endgame oldu... :(

Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki birkaç blogger arkadaşımın da bu kitap ile ilgili yaptıkları incelemeler, yorumlar vs var. Ben bu yazımda 12 oyuncuyu tek tek incelemeyeceğim. Benim yazım daha yorumsal ve daha az detaylı olacak. 
Haydi artık başlıyorum:

KİTABIN KONUSU:

Dünyanın sonu gelmek üzeredir. Meteorlar düşmüş, binlerce insan ölmüştür. 12 oyuncu, hepsi birbirinden farklı uygarlıklardan gelmiş ve doğaüstü güçleri olmamasına rağmen doğduklarından beri bunun için eğitilmiş olduklarından birbirinden yetenekli ve güçlü kişilerdir. Kitaba göre dünyayı Gök İnsanları yaratmış ve yine onlar sonlandıracaklardır. Fakat bu kıyametten önce bu 12 oyuncunun bir oyun oynaması gerekmektedir. Oyunu kazanan kendi soyunu, kendi sevdiklerini ve kendi ailesini kurtarabilecektir. Geride kalanlar ise ne yazık ki dünyayla birlikte yok olacaklardır. Hepsi çağrılmış, kafalarının içine bazı ipuçları yerleştirilmiş ve hiçbir kural olmaksızın oyun başlamıştır. Öldürmek, ihanet etmek, yalan söylemek, kaçmak, kovalamak her şey serbesttir. Ama kazanan sadece tek bir kişi olacaktır. Dünyada 3 tane dünya anahtarı mevcuttur ve bu kitap ilk dünya anahtarını bulmaya yöneliktir, ama kitabın sonunda ikinci anahtar için de bir ipucu verilmiştir.

YORUM:

Kitabın başında sonunu tahmin ettim ve tahminim tuttu :) Her oyuncu için ayrı ayrı bölümlere ayrılmış olduğu için her oyuncuyu daha rahat tanıyıp aklımda tutabildim. Bu açıdan başarılı bulmama rağmen bir yandan da sanki akıcılığı etkiliyormuş gibi hissettim. Benim favori oyuncum en başından beri Sara Alopay oldu. Kız tam bir Bihter modeli :) Biz millet olarak seviyoruz böyle olayları zaten :) Her neyse kitap İstanbul'da başlıyor ve Ankara, Mardin, Urfa gibi şehirlerde de geçiyor. Buna rağmen neden bir tane bile Türk oyuncu yok diye sormak istiyorum? Sen gel benim güzelim ülkemi kullan ama oyuncu yapmaya layık görme. Bu bence çok saçma ve sinir bozucuydu. Ama yinede sevdim kitabı, sadece pek benim sevdiğim bir tarz olmadığı için çok geç bitirdim ve zaman zaman okumak bile gelmedi içimden. Bu tarz kitapları okumak yerine elimde popcorn ve kola ile sinemada yayıla yayıla izlemeyi daha çok seviyorum :) Sanki gerçekten para kazanmak için yazılmış bir kitap izlenimi verdi bana. Zira gerçekten de öyle değil mi sanki. Belki de o yüzden de bir ön yargılı yaklaştım. Ama dediğim gibi seven için eğlenceli ve güzel bir kitap. 
Umarım seversiniz.
Keyifli okumalar :)




Kitapla ilgili diğer yazılarım için:






Devamını oku »

28 Kasım 2014 Cuma

Mim: The Ultimate Book Tag


Selamlar dostlar... Öncelikle bir süredir kitap incelemesi yapamadığım için kusura bakmayın demek istiyorum. Yine bir mim ile buralardayım. Mimlendiğim zaman mutlaka yapmaya çalışıyorum ve gerçekten mutlu oluyorum bunu yaparken. Bu sefer de sevgili "Naz'lı Kitaplık" beni mimlemiş, kendisine çok teşekkür ediyorum :) Severek takip ettiğim ve her seferinde dil çıkardığı fotoğrafıyla beni gülümseten Naz'ı mutlaka takip edin, pişman olmazsınız. Tık tık ! Ayrıca bu güzel mimi Türkçe'ye çevirip bizlere sunan ve mimi başlatan sevgili "Kronik Okur"a da emeğine sağlık diyorum.

Haydi başlayalım:





































1. Arabada kitap okurken rahatsızlanır mısın?


Bazen evet, bazen hayır. Sağlık durumlarıma ve rahat olup olmadığıma bağlı sanırım. Bazı zamanlar kitap bitiriyorum arabada, bazı zamanlar da aynı sayfayı 5 kere de okusam anlayamıyorum.


2. Hangi yazarın tarzı tamamen senlik ve neden?

Mine Söğüt ve Ece Temelkuran. İkisi de çok sevdiğim ve okumaktan çok keyif aldığım yazarlardır. Özel bir sebebi yok, zaten ikisi de tamamen farklı tarzlara sahip kişiler :)


3. Harry Potter serisi mi yoksa Alacakaranlık Efsanesi mi? Cevabını desteklemek için 3 sebep belirt.

Harry Potter tabi ki.

-Bizim zamanımızda Alacakaranlık mı vardı?

-Hep büyücü olmak istemişimdir.

-Ron çok komik değil mi?



4. Kitaplarını koklar mısın?

Evet koklarım. Ama özellikle yeni alınmış kitap kokusuna bayılırım. Bir kaç kere bu yüzden dalga konusu bile olmuşluğum var :(

5. Kitaplığındaki en ince kitap hangisi?

95 Sayfa ile Sadık Hidayet-Kör Baykuş. Kısa ama etkili bir kitap.

6. Kitaplığındaki en kalın kitap hangisi?
820 sayfa ile Philippa Gregory-Boleyn Kızı.

7. İyi bir okuyucu olduğun kadar iyi de bir yazar mısın? Geleceğinde yazarlık görüyor musun?

Hep yazar olmak istemişimdir. Ama o kadar da iyi yazdığımı düşünmüyorum :( Keşke yazabilsem.

8. Daha önceden okuyup da nefret ettiğin bir kitabı hediye verecek olsaydın, hangisi olurdu?


Sanırım sınavlar için zorla okumam gereken kitapların hepsi :) Ama şu son zamanlarda Gertrud von Le Fort-Die Letzte am Schafott.....

9. Harry Potter ya da Açlık Oyunları'na benzeyen ama daha az bilinen bildiğin bir seri var mı?

Pek seri kitabı okumadığım için bir şey diyemeyeceğim ama aklıma ilk olarak Taht Oyunları geldi.

10. Zombiler mi vampirler mi?

Tabi ki vampirler :)


11. Son olarak: Komple aşk romanı mı yoksa biraz aşk sahneleri karıştırılmış aksiyonlu romanlar mı?

Biraz aşk sahneleriyle harmanlanmış aksiyonu bol romanlar daha keyifli benim için. Vıcık vıcık aşk olaylarını hiç mi hiç sevmiyorum.




Bende; Nora'nın Kitaplığı, BEYAZ KİTAPLIK, Burchin's, ! _ ❤ GECE KÜTÜPHANESİ ❤ _ ! bloglarını mimliyorum. Kolay Gelsin canlarrr :)




Devamını oku »
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...