1 Şubat 2015 Pazar

Kitap İncelemesi/ Kafamda Bir Tuhaflık-Orhan Pamuk


Orhan Pamuk'un Nobel Ödülünü aldıktan sonra yıllarca üzerinde çalışıp yazdığı ve son zamanlarda herkesin merak ettiği "Kafamda Bir Tuhaflık" çoktan kitapçılarda yerini aldı, hatta çok satanlar listesine adını yazdırdı. Hakkında olumlu ve olumsuz sayısız eleştiri varken bu kitabı alıp okumak zor oldu. Ama tamamen ön yargısız ve tarafsız bir şekilde kitabı okudum. Hatta bir çekiliş ile bir takipçime de hediye ettim. Bu yazıya başlarken kararsızdım aslında, çünkü o kadar arada kalmışlık yaşıyorum ki... Sevdim mi sevmedim mi? 


Kitap 1960'lı yıllardan 2010'lara kadar geliyor. Mevlut adlı bir bozacının Konya-Beyşehir'den İstanbul'a göç etmesiyle beraber yaşadığı zorluklara değiniyor. Geçmişten günümüze İstanbul'u ve İstanbul'un modernleşme ile beraber yaşadığı değişimini gözler önüne seriyor. Kitap yazar anlatımıyla başlayıp yine o şekilde sona eriyor. Karakterlerin düşünceleri ve onlar tarafından olaylara bakışlarının anlatıldığı kısımlar bana göre güzel olmuş. Onların neler hissettiğini, neler düşündüğünü yine onların anlatımlarıyla görmek kitaptan kopmamamızı sağlıyor. Mevlut çok saf ve iyi niyetli bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Mevlut'un üç yıl boyunca mektuplar yazdığı sevgilisini kaçırdığı gece, aslında onun sevdiği kız olmadığını görmesi yine de onu üzmemiştir. Aksine "KISMET" ve "NİYET" düşüncesi arasında bu duruma teslim olmuş ve çok mutlu bir evliliği olmuştur. Fakat yine de iyi niyetli Mevlut hep ikilem arasında kalmış ve boza satmaya çıktığı gecelerde karısının kardeşini düşünmeden edememiştir. 

Bir gelişim romanı niteliğindeki bu kitapta dini, siyasi, politik ve nice mesele de işlenmiştir. Kitabın ilk sayfalarda okuyucuda uyandırdığı merak ne yazık ki ilerleyen sayfalarda yerini kaybediyor. Şahsen çok yavaş okuduğum ve bazı yerlerinde ciddi anlamda sıkıldığım bir kitap olmasına rağmen edebi yönünün, ironilerinin ve hayatı eleştirir cinsten ince nüansların varlığı benim bu kitaptan kopmamı engelledi. Ama bir şey eksik gibi... Hani önünüze bir yemek gelir, tadına bakarsınız ve bir şey eksiktir. Ne kadar tuz ekseniz, sos dökseniz fark etmez. Olmamıştır işte... Bende bazı kitapları bu tarz yemeklere benzetirim. Mevlut'u sevmedim mi, çok sevdim. Yeri geldi üzüldüm, yeri geldi sevindim. Ama kitap beni kendisine bağlayamadı. Belki yanlış bir zamana kurban gitti, belki detaylara çok takılmadığım için oldu bilmiyorum ama bu kitaba gerçekten haksızlık yapmakta istemiyorum. Kocaman bir emek ve dediğim gibi dolu dolu bir edebiyata sahip. 

Koca bir bardak boza alıp kitabı okuyun derim, o zaman daha tatlı olacağına eminim.

Keyifli okumalar....

4 yorum:

  1. Bayılıyorum kitap yorumu okumaya!! Ben de bolca yazmaya çalışıyorum blogda eline sağlık yazı için hızlıca okudum gece gece :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :) uyumadan önce blog okumalarına ben de bayılıyorum.

      Sil
    2. Evet özellikle böyle kitapla ilgili olanlar daha bir keyifli :) Eline sağlık tekrar :)

      Sil
  2. Bu yazı çok iyi oldu ilk fırsatta bende alıp okumayı düşünüyorum.

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...