Epsilon Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Epsilon Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2014 Pazar

Kitap İncelemesi / İçimden Kuşlar Göçüyor-İnci Aral



Herkese merhaba... Bu seferki kitabım bir anı roman. Ne zamandır kitaplığımda duran ve bir sabah kahvenin yanında iyi gidebilir diye elimin uzandığı bu kitap hakkında ne desem nasıl anlatsam bilmiyorum. Ama daha öncede dediğim gibi bazı kitapların zamanı gelmemiştir okumak için, işte bu kitap da benim için çok zamansız oldu diyebilirim. Yanlış bir seçimin sonucu olarak okuduğum bu kitap gerçekten çok kasvetli ve yorucuydu benim için. Ama bu durum sanırım benimle alakalı bir durum, çünkü kitap gerçekten çok yalın ve güzel bir dille yazılmış. Anlatılmak istenen duygular çok güzel betimlenmiş. Fakat neden zamansız olduğunu düşünüyorsun derseniz eğer konu bakımından bana hitap etmediğini ve bu kadar kasvetli bir kitabı kaldırabilecek bir psikolojide olmadığımı söyleyebilirim. Belki 20li yaşlar için pek uygun olmasa da bir 20 yıl sonra elime tekrar alıp okuyacağım bu kitabı o zaman daha anlamlı bulacağım kesin....




Kitabın Konusu:

Kitap dediğim gibi bir anı roman. Bu nedenle kahramanımız İnci Aral. Rahim kanseri olduğunu öğrendikten sonra ölüm korkusuyla karşı karşıya gelen yazar, henüz yapacak çok şeyi olduğunu düşünür.
Girdiği ameliyattan sonra rahmi ve yumurtalıkları alınır. Böylece menopoz ile tanışır. Menopozun getirdiği zorlu psikoloji ile savaşmaya başlayan yazarımız, bu süreç boyunca yaşadıklarını bu romanda dile getirir. Henüz menopoz sürecine hazır olmadığını düşünen yazar geçmişiyle de yüzleşir. Hatalarını, doğrularını, acılarını, mutluluklarını, evliliklerini, aşklarını, kırgınlıklarını, yazma isteğini ve korkularını çok güzel bir dille yazıya dökmüştür.


İnci Aral hakkında: 
1946 yılında Denizli'de doğmuş olan yazar, yazmaya 1976'da başlamıştır. Gazi Eğitim Enstitüsü'nde Resim-İş Bölümü'nü bitirmiş, Samsun, Manisa ve İzmir'de öğretmenlik yapmıştır. Yazarlık kariyeri ilk olarak dergilerde yazdığı öykülerle başlamıştır. İlk öykü kitabı 1979'da yayınlanmış "Ağda Zamanı"dır. Yazdığı bu öykü kitaplarıyla birçok öykü ödülü kazanmıştır.Öykü ve romanlarında genellikle kadın-erkek ilişkilerini, kadın kimliğini, özgürlük, bağlılık, iletişimsizlik ve aşkın imkansızlığına değinmiştir. Bunun yanında toplumsal sorunlar, toplumun birey üzerindeki etkileri, ekonomik ve kültürel sebeplerden yaşanan ruh halleri de kitaplarında büyük bir rol oynamaktadır.



Altı Çizilenler:

"
Birçok arkadaşım oldu. Kimileriyle uzun yıllar sürdü ilişkim. Birçoğuyla çabuk ayrıldı yollarımız. Adlarını çoktan unuttum onların. Bir dönemeçte hayatımdan çıkarmak zorunda kaldıklarım ya da bir gün birdenbire yabancı bulduklarım oldu. Yıllar sonra karşılaşıp yeniden sevdiklerim de. Ama kesin olan bir şey var. Her zaman yalnız oldum."

"
Bir insanı sevmeye değer bulabilmem için onun ulaşılması güç olanı simgelemesi gerekiyordu. Aşk benim için bir olanaksızlık, umutsuzluk ilişkisi olduğu sürece anlam taşıyordu."

"Yaşamak tasarlanmış ve ertelenmiş bütün ölümlerdir belki de."

"Geçmişte bıraktığım bu adam değil. Bu bir başkası. Ben onu boşu boşuna sevmiş ve yoktan var etmişim. Çoğaltmış, yüceltmiş, sevgime değer bulmak için olduğundan daha büyük ve önemli kılmışım. Bu yanılgıda uzun zaman direnişim yalnızca benim sorunum. Acı çekme ustasıyım çünkü ben."

"....nasıl olsa her aşk, kazaya, yanlışa dönüşür zamanla."

"Günbatımında hızı kesilen rüzgarla uysallaşmış ölü dalgalar, kıyıyı yalayıp geriye çekildikten sonra yeniden usulca ileri atılmak için bir an beklerler. Ben o bekleme anıyım işte."


 



KEYİFLİ OKUMALAR....
Devamını oku »

4 Temmuz 2014 Cuma

Kitap İncelemesi / Anne Frank'ın Hatıra Defteri-Anne Frank


Merhabalar... Bir kitap incelemesi için daha buradayım. Kitabı elimden az önce bıraktım ve hazır duygularım tazeyken blog yazımı yazmak için geç kalmak istemedim. Bu zamana kadar Yahudi soykırımı ve 2. Dünya Savaşıyla ilgili sayısız kitap okumama rağmen Anne Frank ile tanışmam biraz geç oldu sanırım. Bu kitabı okumaya başlamadan önce Anne Frank hakkında araştırma yapmayacağıma karar vermiştim. Tabi ki dayanamayıp kısa bir araştırma yaptım. Kitap tamamen bir günlük. Belki tuhaf ama bana biraz ergenlik yıllarımda okuduğum "Mavi Saçlı Kız"ı anımsattı. 13 yaşından 15 yaşına kadar 2 yıllık bir süreyi kaplayan Anne Frank'ın yaşadıklarını kapsıyor.

Kitap, Hitler zamanındaki Yahudilerin durumunu gerçekten acı bir şekilde gözler önüne seriyor. Yahudi olarak işaretlendikten sonra Frank ailesi ve 4 yakın dostları Otto Frank'ın ofis binasında bulunan gizli bir yerde saklanmaya başlarlar. Anne bu sığındıkları yere "Arka Ev" diyor. Her zaman yazar olmak istiyor ve bir gün özgür kaldıklarında ismi "Arka Ev" olan bir kitap yazmak istiyor. Annesiyle problemleri var ve annesini sevmediğini devamlı dile getiriyor. Ergenliğin de getirdiği "Kimse beni anlamıyor" psikolojisinin bana göre en güzel örneğidir Anne Frank. Bu sırada günlüğünde neredeyse en çok aile dostları olan ama bir o kadar da sevilmeyen kişi olan Bayan van Daan'dan söz ediyor. Daha sonraları Bayan van Daan'ın oğlu olan Peter ile samimi arkadaşlıkları başlıyor. Cinsellik hakkında çok fazla yazmaya başlıyor ve ilk öpücüğü Peter ile oluyor. 

Fakat ne yazık ki tüm bu olayların dışında bir gün polisler buraya gelir ve hepsini toplama kamplarına götürürler. Onları kimin ispiyonladığını gerçekten çok merak ettim. Ne yazık ki Anne tifüsten ölür. Aileden geriye sadece babası olan Otto Frank kalır ve kızının günlüğünü saklayan Miep ona bunu gönderir. Otto Frank'ta kızını bu şekilde ölümsüzleştirir ve kızı hayatta olmasa bile onun hayalini gerçekleştirir. 




Kitabı okurken birçok yerin altını çizdim. Bunlardan bazılarını sizlerle de paylaşmak istiyorum.

  • Almanlar ilginç bir ırk ve ben de aslında onlardan biriyim! Ama hayır, Hitler bizi zaten çoktan vatansız bıraktı. 
  • Kimseye ayrıcalık tanımıyorlar, yaşlılar, çocuklar, bebekler, hamile kadınlar, hastalar... hepsi, hepsi o trenle ölüme gidiyorlar. 
  • Tıpkı zavallı, hasta ve bakımsız bir hayvan sürüsü gibi, zavallı insanları iğrenç kesimhanelere götürüyorlar. 
  • Dışarıda kuş sesi bile yok, her şey öldürücü ve sıkıcı bir sessizlikle örtülü. Bu ağırlık adeta üzerime yapışarak beni derinlere çekiyor. 
  • Kim yükledi bize bunları? Kim biz Yahudileri diğer milletlerden farklı bir konuma getirdi? Bize şimdiye dek böyle acılar çektiren kim? Bizi böyle yapan Tanrı, ama bizi ayağa kaldıracak olan da yine Tanrı olacaktır. 
  • Yaşamı hala seviyoruz, henüz doğanın seslerini unutmadık, ümitliyiz, her şeyin düzeleceğinden ümitliyiz. 
  • "Sorunlarıyla dibe vurmuş olan gençler, yaşlılardan daha yalnızdır." Bu güzel sözü bir kitaptan almıştırm, bence çok doğru.


Keyifli okumalar...





Devamını oku »
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...